
Daha önceki yazılarımı takip etmeyip yalnızca blogumun ismine bakarak bile anlayabileceğiniz gibi ağır bir Ejderha Mızrağı fanıyım. Öyle ki küçüklüğümden beri büyük bir heyecanla okurum. Ve bu seriyi yaratan iki çok sevdiğim yazar Margaret Weis ve Tracy Hickman. Bu ikili yeni bir seriye başlarda ben okumamazlık eder miyim hiç? Fantastik edebiyatla az çok ilginiz varsa biliyorsunuzdur, bu seri Ejdergemileri serisi. Henüz iki kitabı yayımlandı, ikinci kitabını henüz geçen hafta okudum. Lise son sınıfta olup da onca dersin arasında sıkışmış kalmış ben için bu kitap oldukça iyi bir kaçış olanağı oldu; bunaldığımız zamanlarda fantastik kitaplar bir süreliğine de olsa özellikle de Weis-Hickman ikilisi tarafından yazılmışsa, gerçekten de harika bir kaçış kapısı olabiliyor(zaten onları bu yüzden sevmiyor muyuz). İkinci kitap Ejderhanın Sırrı'nı o onca derse rağmen bir haftada okudum, ki çok yavaş okuyan biriyimdir. İlk kitap olan Ejderhanın Kemikleri'ni ise geçen sene ilk yayımlandığında okumuştum. Üçüncü kitabın ise ne aşamada olduğu ya da ne zaman yayımlanacağı hakkında bir fikrim yok.
Ejdergemileri hem Ejderha Mızrağı tadı verebilen hem de farklı şeyler sunabilen bir seri. Ejderha Mızrağı'ndaki gibi her birinin farklı görevleri olan tanrılar tarafından yönetilmekte olan bir dünyada geçiyor hikayemiz ve yine Ejderha Mızrağı'ndaki gibi bir şekilde tanrıların işlerinde pay bulan insanlar anlatılıyor. Hikayeye göre dünyayı yönetmekte olan şu anki tanrılar Torval ve saz arkadaşları başka diyarlardan gelip de dünyaya göz koyan yeni yetme tanrılara karşı savaş vermekte ve işler Torval için pek de iyiye gitmemektedir, bakalım yalnızca birer insan olan kahramanlarımız bu savaşta nasıl bir rol üstleneceklerdir, gibi bir şeyler işte. Kitaplarda şu ana kadar görünün ırklar ise yalnızca insanlar ile ogreler ve bunlara ilaveten kara sanatlarla isimleri anılan gizemli fey(orman perileri vb ) halkı. Evet, elfler ve cüceler en azından şimdilik yoklar ki tüm fantastik kitaplarda aynı şekilde yazılıp çizilen klişe elf ve cüce karakterlerle yeniden karşılaşmaktansa böylesi bence daha iyi.
Hikayesi anlatılan karakterlerimiz ise ilkel kabilelerden oluşan ve kendine Vindrasiler diyen bir halk. Her kabilenin seferlere çıktığı birer ejdergemisi ve yoldaşları olan birer ejderhaları var. Vindrasi halkı halen Torval ve diğer eski tanrılara taparken sonradan öğrenecekleri üzer ogreler Raj tanrılarının, güneyli insanlar ise başında Aelon isimli bir tanrı bulunan başka bir tanrı topluluğunun himayesi altına girmiş. İlk olarak oldukça kısıtlı bir evrenle karşılaşsak da evren sonradan genişliyor.
Genellikle hikayeyi pek çok karakter üzerinden işleyen Weis ve Hickman bu sefer merkezde tek bir karakteri tutmuşlar. Bu cesur ve biraz da aptal bir genç olan Torgun kabilesi şefinin şımarık ve bir o kadar da usta bir savaşçı olan tek oğlu Skylan Ivorson. Ve Skylan, Ejderha Mızrağı serisinin güya ana karakteri olan yarım elf Tanis'e göre çok daha iyi işlenmiş ve işlenmekte olan bir karakter diyebilirim. Bunun yanı sıra yine çok iyi bir şekilde işlenmiş yan karakterler mevcut. Aslında gözlerim kitabın satırlarını okurken Raistlin, Caramon veya Tasslehoff gibi karakterleri aradı ancak Ejdergemileri serisinde Ejderha Mızrağı'nın aksine daha çok "gerçekçi" karakterlerin hikayesi anlatılmış. Hatalı kararlar verip aptalca düşüncelere kapılabiliyorlar. Ve hiçbir karaktere Ejderha Mızrağı'ndaki gibi bir dakika içinde kanınız ısınamayacak. Çünkü her birinin iyi yönleri olduğu gibi kötü yönleri de var.
Weis ve Hickman'ın Ejderha Mızrağı kitaplarında kullandıkları üslup ve anlatımları oldukça büyüleyiciydi ancak bunun bu seride daha da gelişmiş olduğunu gözlemledim. Karakterler gibi anlatım da gerçekçi bir özelliğe sahip, karakterleri ve hikayelerini gerçekmişçesine hissedebilmek mümkün ve o kadar sürükleyici ki insanın kitaptan kopmasını neredeyse imkansız hale getiriyor. Okuduğum en sürükleyici kitaplardandı, ki ben sürükleyici sıfatını laf olsun diye kullanmam. Soru işaretlerinin oluşması ve yanıtlanması evreleri çok iyi bir şekilde işliyor. Okuduysanız bilirsiniz, Ejderha Mızrağı kitaplarında hani o bir anda dumura uğratan kısımlar vardır işte bu kitaplarda o anlar daha da keskin bir anlatımla yaşatılıyor. Sözün özü Ejdergemileri pek çok yönüyle başarılı bir seri. Her iki kitap da beş yüz sayfa civarında. Özellikle fantastik edebiyatla içli dışlıysanız kesinlikle okumanız gereken kitaplar. Okuyun, okutun.














